Zaman ölçümü, saati okuma, söylenilen bir zaman biriminin büyüklüğünü kavrama ve okunan zaman ölçüsünün neyi anlattığını kavramayı içermektedir. Zaman bizim bilincimizin dışında ve bağımsız olarak meydana gelmekte ve zamanı algılamanın temelinde duyusal algı yatmaktadır.
Zaman hareketle bağlantılı olarak akıcılığı, tersine çevrilemez oluşu ve açık bir şeklinin olmaması yani görülemez ve duyulamaz olması nedeniyle çocuklar tarafından kazanılması zor bir kavramdır. Bu nedenle öğretmen, çocukların zamanın farkına varmaları için fırsatlar sunması gerekmektedir (Leushina 1991, Nair ve Pool 1991).
Çocuklar için “bugün” ve “yarın”, “dün”den daha fazla anlama sahiptir. Kısacası, çocuklar “an”ı kavrayabilmektedirler. Çocuklar geçmiş zamanı algılamada başarısızdırlar. Örneğin öğretmenleri ile çevre gezisine çıkıp “hemen” dönen çocuklara, gezi zamanı çok uzun gelebilir (Decker 1990).
Çocukların “dün, bugün, yarın” gibi kelimeleri anlamaları için günün dönüşüm ve akıcılığını anlamaları gerekmektedir. Eğer öğretmen bu konuda çocukları destekler ve rehberlik yaparsa 3-4 yaşındaki çocuklar bile bir günün “sabah, öğlen, akşam ve geceden” oluşan standart yapısını anlayabilir. Çocukların bu şekilde günlerin tekrarını anlamaları onların hafta, ay, mevsim ve yıl gibi diğer zaman birimlerini de anlamalarına da yardım eder. Bu amaçla öğretmen günün nasıl ertesi güne döndüğünü çeşitli etkinliklerle öğretebilir.
Zaman kavramını öğretirken öğretmen, “bazen, hiçbir zaman, her zaman, sabah, öğlen, akşam, dün, yarın, hafta, hafta sonu, ay, yıl, gün, saat, dakika, önce/sonra, ilk/son, hızlı/yavaş” gibi kavramları da öğretmelidir (Busbridge ve Womack 1991).
Okulöncesi dönemde çocuklar bir aktivitenin süresini değerlendiremeyecekleri için öğretmenin “bir dakika sessizce oturun” veya “bir dakika bekle” gibi talimatları çocuklar için bir anlam ifade etmez. Çünkü çocuklar bir dakikalık süreyi karşılaştırabilecekleri duyusal deneyimlere sahip olmayabilir ve çocuk verilen talimattan memnun olma veya olmama durumuna göre kendince değerlendirme yapabilir (Leushina 1991).
Bu amaçla zamanı öğretirken bir eylemin süre olarak zamanını izleme çocuğa dakikanın uzunluğu hakkında fikir verebilir. Çocuk musluktan akan suyun küçük bir kabı ne kadar sürede doldurduğunu veya bir dakika süre tutarak bu sürede arkadaşının kaç bloğu üst üste koyabildiğini, buzun ne kadar sürede eridiğini gözleyebilir ve bununla ilgili tahmin oyunları oynayabilir. Öğretmen bir dakikalık süre tutarak çocuklardan bu zaman diliminde nefesini tutma, yürüme, yuvarlanma, koşma gibi çeşitli hareketler yapmasını isteyebilir ve bu şekilde çocuklara bir dakikalık zaman diliminin büyüklüğünü kavratabilir. Daha sonra bu zamanın uzun bir zaman mı? yoksa kısa bir zaman mı? aldığını çocuklarla tartışabilir (Burton 1985, Nair ve Pool 1991).
Dil zaman bilgisini geliştirmede önemli bir rol oynar. Çocukların yıl, ay, hafta, gün, saat, dakika, saniye gibi zaman aralıklarını öğrenmeleri çeşitli zaman bölümlerini birbirinden ayırmalarına ve genelleme yapmalarına yardım eder. Ancak 6-7 yaşındaki çocukların çoğu bile haftanın günlerini ve ayları sırasıyla doğru saysalar bile bu sayma ritmik sayma gibidir ve zaman ilişkisi kuramazlar. Bu şekilde haftanın günlerini veya ayları doğru olarak saymaları çocukların bu zaman kavramlarını kazandıkları anlamına gelmemektedir (Leushina 1991).
Bazı çocuklar öğleden önce ve sonra ile haftanın bazı günlerini ayırt edebilir(özellikle hafta başı ve hafta sonunu), ancak hafta ortasındaki günlerde zorluk çekebilirler. Fakat bu zaman dilimlerini yaşadıkları olaylarla bağdaştırırlarsa daha kolay öğrenebilirler. Örneğin; Sabah kavramını çocuk “uyanmak, kahvaltı yapmak ve okula gitmekle”, akşam kavramını “ havanın kararması”, gece kavramını “ uyumak”, yarın kavramını “ bir gece uyuyup uyanmakla” anlayabilir. Kısaca çocuk, zaman kavramını anlamaya başladığında bazı olaylar ile günün belirli zamanları arasında bağlantılar kurabilir. Öğretmen bu amaçla çocukların sabah, öğlen, akşam yaptıkları olaylar hakkında konuşmalarını isteyebilir. Günün bu saatlerinde özellikle “sabah, öğlen ve akşam” kelimelerinin geçtiği cümleler kurabilir.
-Bu sabah güne şarkı söyleyerek başlamaya ne dersiniz?
-Acaba bu öğlen yemekte ne var?
-Dün akşam neler yaptın? gibi
(Busbridge ve Womack 1991, Nair ve Pool 1991, Burton 1985).
Okulöncesi yıllarda çocuklar yelkovan ve akrebin hareketlerini yorumlayamazlar ve bir dakika ve bir saatin ortalama ne kadar süre aldığını kavrayamazlar. Bu nedenle bir saat veya bir dakika gibi terimleri bilmelerine rağmen yanlış kullanabilirler. Çocuğa bir saatlik zaman dilimini anlatırken akrep ve yelkovanın hareketlerini göstererek anlatmalıdır. Çocuklara yelkovanın bir tur dönmesinin bir saatlik bir zaman dilimi olduğu belirtilmeli ve saat üzerinde gösterilerek pratikler yapılmalıdır (Leushina 1991, Troutman ve Linchtenberg 1991).